Anadolu Haber Günlüğü-Anti Emperyalist
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM KÜNYE

SON HABERLER


Sitene Ekle

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

Reis'in hatırası hâlâ sıcak!

Reis'in hatırası hâlâ sıcak!

Tarih 21 Mart 2010, 10:56 Editör Anadolu Haber

Modern zamanların dervişi Yalsızuçanlar, her zamanki naifliğine kış hüznü katarak rahmetli Muhsin Yazıcıoğlunu anlatıyor..

Düz yaşayıp dik yürüyen bir adam

Muhsin  Başkan, Sadık Yalsızuçanlar
(+)

Yaklaşık bir sene evvel, her daim hatasıyla sevabıyla milletine hizmet davası gütmüş bir adam kar oldu dağlar başında. “Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz.” Dedi ve bir ömür inandığı ne varsa o yolun hizmet eri oldu. Seksen öncesinin gözü kara, davasının doğruluğundan, yol arkadaşlarının dürüstlüğünden şüphe etmeyen Anadolu delikanlısı, darbe sonrasının medrese-i yusufiye’nin  rahle-i tedrisatından geçip imânını kavileştirmiş bir sabır kalesi ve doksanların başından vefatına kadar olan dönemde iktidarla değil milletle olan ve Allah’ın tecellisi olarak cesedi devlet değil köylüler tarafından bulunan bir millet sevdalısı olarak bu dünyadaki seyahatini tamamladı Muhsin Başkan.

Okullara şehirlere sığmayan kavga üç metrakarelik hücrelere sığdı

Tanzimat sonrası nesiller arasında hızla büyüyen uçurumun en keskin ve kanlı olduğu yılların en önemli figürlerindendi Muhsin Yazıcıoğlu. Onun Cumhuriyet Dönemi Türk siyasetinin en mühim ekollerinden birinin gençlik kollarının başında bulunduğu dönem bu ülke yıllarla ölçülen bir mahşer gününde kandan bulutun altında bir “Gençliğim Eyvah” türküsü daha yakarak seyretti olanları. O dönemde vatanı ve sokakları paylaşamayanlar buraların en karakalemli ressamının elinden çıkan bir darbe resminde daracık hücrelerde hayatı paylaştılar. O zaman anladılar ki meydanlarda bir gece önce düşman gördüklerine verilen silahlar ertesi gün onların elinde patlamış. Aynı şeytan kulesinden dürülmüş defterleri. Aynı el serpmiş tarlalarına nifak tohumlarını. Ve yine aynı el çekmiş iplerini yaş on yedi ya da yirmi demeden.

Sadık YalsızuçanlarBir kitap elimizde Muhsin Reis’i anlatan

Yukarıda yangınına teğet geçtiğimiz satırların üstad eli değmiş hâliyle açılıyor kitap. Türk öyküsünün ve romanının değerli kalemi Sadık Yalsızuçanlar, vefatından kısa bir süre evvel görüştüğü ve hayatını sayfalara nakşetmeye karar verdiği Muhsin Başkan’la bir sonraki görüşme mahşere kalınca o son buluşmadan gönül güncesinde kalanlara Reis’in yakınlarının, dostlarının ve mümkün olduğunca aynı cendereye düşmekten uzak durmaya çalıştığı rakiplerinin his ve fikirlerini ekleyip bir güzel kitap koymuş raflara.

Darbeden sonra da bir dava adamı olarak dik durdu

Kitapta en çok yer kaplayan kısım olarak Muhsin Yazıcıoğlu’nun 12 Eylül döneminde ve sonrasında yaşadıkları dikkat çekiyor. Darbe öncesinin ateşli ve yiğit delikanlısı, darbenin soğuk yüzü ve hücrenin rutubetine bir de işkencenin imânsızlığı eklenince çareyi sabrın çeliğine su vermekte buluyor. Bir sabır kalesi olup hem kendine hem de bir dönem meydanlarda birbirlerinin canına kastettikleri hücre arkadaşlarına sahip çıkıyor. Yedi buçuk yıllık tutukluluk döneminin mühim bir bölümü hücrelerde beden çürütüp ruhu diriltmekle geçiyor.

Medrese-i Yusufiyye’den Menzil’e Seyyid Muhammed Raşit Hazretleri’nin huzuruna

Kitabın bu dönemden sonraki bölümünde sayfalara Yazıcıoğlu’nun sabır ve imânla dirilttiği ruhunu yoluna sürdüğü Muhammed Raşit Hazretleri ile olan tanışması dökülüyor sayfalara. Hayatımızdaki yanlış yol sapaklarından bizi koruyan bir menzilin varlığı her daim aranan ve bulununca da şükredilen bir nimet ne de olsa. Nitekim merhum içinde bu böyledir. Vardığı menzilin irfan ve hikmeti onun sonraki hayatı kuşatan ve yücelten bir mahiyet taşıyacaktır şüphesiz. Burada sadece zikredeceğimiz, kitapta uzun uzun işlenen ve Muhsin Başkan’a Seyda tarafından nakledilen mesel bugün iktidar ve güç adına düz yaşayıp dik durmaktan kaçanların sağır kulaklarını açacak delecek bir küpe olarak iş görecek mesabede.

28 Şubat’ta halkının yanında “Sözde Çevikler”e karşı göğsünü siper etti

Kitabın en dikkat çekici ve Muhsin Başkan’ın neden ardından yas tutulup ebedi yurda intikaline gözyaşları ile uğurlanacak bir yiğit olduğunu bize gösteren bölümlerden bir tanesi de 28 Şubat döneminde yaşananlara karşı Reis’in tavrının irdelendiği kısım. Kimileri arılarının bal kovanlarından özenle süzdükleri balları askerlerin postallarına sürüp kimileri halka el sürdürmedikleri şapkalarını askerlerin ayaklarına paspas yaparken Muhsin Başkan “Milletime namlu çevirenlere asla selam durmam” diyerek yine dik durup düz yürüdü.

28 Şubat döneminde yaşananları sayfalarca anlatıp canımızı sıkmak yerine Hasan Sağındık abimiz gibi biz de “Adamlar biliriz sönük, adamlar biliriz çürük, adamlar biliriz ki rozetleri yüreklerinden büyük. Adamlar biliriz yamuk, adamlar biliriz eğri, adamlar biliriz ki elleri eldivenlerinden kara” deyip bir de Süleyman Ah Süleyman çekerek bahsimizi sonlandıralım.

Utanmasalar Hrant Dink’i Muhsin başkan vurdu diyeceklerdi

Postmodern darbe sürecinin ardından Muhsin Başkan’ın adını tekrar büyük harflerle duymamıza sebep olan Hrant Dink cinayeti artık sonlanmaya yelken açan kitabın mühim bölümlerinden. Ülkeyi muhtelif zamanlarda toprağına nifak, kin dinamitleri döşeyerek paramparça etme sevdasından vazgeçmeyip destânı tersten yazanlara karşı Muhsin Başkan tarlasını korumaya çalışıyor ama elden de pek bir şey gelmediğini “Bizim tarlayı önceden sürmüşler” diyerek acı bir şekilde ifade ediyor.

Kitap sonlanırken yavaş yavaş dağlarda kar hüznüne hazırlık

Kitabın son bölümlerinde Türkiye’nin son çeyrek yüzyılına damga vurmuş bir siyaset adamının politika dışında kendisine şekil veren insanî yanlarına vurgu yapılıyor. Sadece partinin değil ailenin reisi olan bir Anadolu delikanlısı anlatılıyor kitabın sona ermek üzere olan sayfalarında. Akabinde de gidenin ardından kimi kalbî ve harbi olarak insandan kimi de avını kendisinden önce dağlar kaptığından mütevellid timsahtan dökülen gözyaşları ve satırlar geliyor gözümüzün önüne.

Ve kitap her bölüm arasında olduğu gibi Muhsin Başkan’ın bir şiiriyle nihayete eriyor.

Hormonsuz başlayıp kavgayla büyüyerek medrese-i yusufiyye’de soluklanan bir hayata en güzel son elbette aslında bir kelebek ömrü gibi göz açıp kapayınca kadar geçip giden senelere dair bir şiirler olacaktır:

Kanımı, gözyaşımı, istikbalimi, yıllarımı

Ben kimden isteyeceğim

Maznun mu masum muyum

Hesabını Allah’a, Allah’a, Allah’a vereceğim

DÜNYA BİZİM

Bu haber 160 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Dergi-Kitap

Bahçeli'yi Dinlemeyin Sokağa Çıkın

Bahçeli'yi Dinlemeyin Sokağa Çıkın Türk Solu Dergisi'ndeki bir yazıda ülkücülerin sokağa dökülmesi istendi.

ŞAMİL BASAY KAVGAMIZDA YAŞIYOR!

ŞAMİL BASAY KAVGAMIZDA YAŞIYOR! Baran dergisi 182. sayı bu hafta ki kapağını efsane komutan ve Çeçen Direniş Lideri gönüldaş Şamil Basayev'e ay...
Osmanlı ve Günümüzdeki Misyoner Faaliyetleri29 Temmuz 2010

ANKET

12 EYLÜL 2010'DA TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN YENİ ANAYASASI İÇİN HALK REFARANDUMU GERÇEKLEŞECEK.ÖNÜMÜZE EVET YA DA HAYIR GİBİ 2 SEÇENEK KOYAN SİSTEM'İN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ BU OYLAMADA TERCİHİNİZ NE YÖNDE OLACAKTIR ?




Tüm Anketler

HABER ARA


Gelişmiş Arama

facebook

Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklı olup ,kaynağına aittir. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi - Tasarım&Destek: Sanal Danışmanım